Bitcoin ve Altın

Erkin Şahinöz

  • 03 Şubat 2021

Bitcoin, kriptopara dünyasının altını olarak kabul ediliyor. Bu nedenle de “dijital altın” olarak anılıyor. Kriptoparalara yönelik ilginin perakende düzeyden kurumsal düzeye çıktığı günlerdeyiz. Bu görüşümü desteklemek için iki güçlü örnek vereceğim. 

MicroStrategy, ABD’de Nasdaq borsasında işlem gören ve esas işi “iş zekası” olan bulut-tabanlı çözümler ve mobil yazılım geliştiren bir bilişim firması. Kurum “nakit fazlasını” farklı yatırım araçlarında değerlendiriyor ve bu portföyün içinde Bitcoin de var. Yeni açıkladılar, portföylerine 314 Bitcoin daha ekleyerek Bitcoin portföy büyüklüğünü 70.784 adet BTC’ye çıkardılar. Borsada işlem gören ve esas işi kriptopara olmayan bir şirketin nakit yönetiminde Bitcoin’i de kullanacağını bir sene önce söylesem bu yazıyı tam da bu noktada okumaktan vazgeçerdiniz. 

İlginin çok güçlü bir şekilde bireysel düzeyden kurumsal düzeye çıktığını kanıtlayan bir diğer örnek de Grayscale Trust isimli yatırım ortaklığı.  Bu, asgari yatırım büyüklüğü 50 bin dolar olan ve kriptoparalara yatırım imkanı sunan bir yatırım ortaklığı. Rothschild fonu dahil büyük kurumsal yatırımcılardan oluşan yatırım ortaklığının yönetimindeki portföy büyüklüğü eldeki son verilere göre 22,5 milyar dolara ulaştı. 

Kriptoparaların yeni bir platoya çıktığı şu günlerde altınla olan benzerlikleri yeniden gündeme geldi. Önde gelen kurumsal yatırımcıların Bitcoin hayranlığının artması ve dünyanın en büyük yatırım fonu BlackRock’un Bitcoin’i "uzun vadede altının yerini büyük ölçüde alabilecek dayanıklı bir mekanizma" olarak nitelendirmesi altın ve Bitcoin benzerliği tartışmalarını yeniden tetikledi. “Satoshi Dünyayı Değişitiriyor” isimli kitabımda Bitcoin ve altının benzerlikleri konusunda derin bir analiz yapmıştım ama bugün bunu daha da geliştireceğim. 

Önce arz ile başlayalım. Bitcoin’in protokolünde arz 2140 yılında 21 milyon adet BTC’ye ulaşacak ve ondan sonra da sabit kalacak şekilde belirlenmiş. Bitcoin’in şu an dolaşımdaki arzı zaten 18,6 milyona düzeyinde. Bu, toplam arzın neredeyse yüzde 88’inin zaten tedavülde olduğu anlamına geliyor. Bitcoin bu açıdan altına çok benzemektedir. Yıllık altın üretiminin bugüne kadar çıkarılmış altın stoku içindeki payı çok küçüktür. Ezcümle, altın da arzı çok sınırlı bir şekilde artmaktadır.  Hatta sırf bu özelliği altınının insan tarafından yüzyıllarca para olarak tercih edilmesini sağlamıştır. 

Altında olduğu gibi Bitcoin’in de arkasında bir merkezi otorite yoktur. Haliyle ikisinde de ihraç edenin yükümlülüğü yoktur. İkisi de resmi para birimi değildir. Altın ne kadar apolitik ise Bitcoin de o kadar apolitiktir. Arka planda bir merkezi otorite yoksa fiyat dalgalanmalarına müdahale de söz konusu olamaz. Ama fiat paralar için durum farklıdır. Mesela Türk lirasında kontrolsüz değer kayıpları olduğunda Merkez Bankası kura çeşitli para politikası araçları ile müdahale edebilmekte ve fiyat oynaklığını azaltmaya çalışmaktadır. Bu durum altın ve Bitcoin için geçerli değildir. Her ikisinin fiyatını da arz-talep dengesi ve ekonomik aktörlerin beklentilerindeki (bazen sert ve hızlı) değişimler belirliyor. Haliyle Bitcoin ve altın fiyatlarında yüksek boyutlu dalgalanmalar yaşanabilmektedir. Elbette altının spottaki günlük işlem hacminin Bitcoin’in günlük işlem hacminin neredeyse 30 katı olması fiyat oynaklığının Bitcoin’e kıyasla daha az olmasını sağlamaktadır. Unutmayalım ki Bitcoin’in işlem hacmindeki artış hızı altınınkinden çok daha fazladır ve işlem hacimleri arasındaki fark zaman içinde azalacaktır. 

Altın, güvenilir liman olarak kabul edilir. Savaş, virüs, ekonomik kriz veya jeopolitik gerilim dönemlerde yatırımcı fırtınayı altında bekleyerek geçirmeyi tercih eder. Bitcoin mevcut nizama aykırı bir paradır ve sırf bu özelliği nedeniyle zaman içerisinde güvenilir liman özelliği geliştirebilir (geliştirecek demedim). 

Kolay ölçülebilir olmaları altın ve Bitcoin arasındaki önemli benzerliklerden biri. Her ikisi de kira/faiz getirisi sunmaktadır. Altın mevduatı yapıp faiz alabiliyorsunuz. Kripto evrende de mevduat/kredi sistemi oluştu ve kriptopara sahipleri kripto bankalarda faiz getirisi de elde edebiliyor. 

Altının başta gümüş ve platin olmak üzere diğer kıymetli metallerden önemli bir farkı vardır, sanayideki kullanımı çok düşüktür. Başta elektronik ürünler ve dişçilik olmak üzere altına sanayiden gelen talep altına yönelik toplam talebin %10’una bile ulaşmaz. Bundan dolayı gene diğer metalardan farklı olarak altın fiyatlarıyla ekonomik konjonktür (büyüme-durgunluk-küçülme dönemleri) arasında ilişki vardır ama çok güçlü değildir. Petrolü düşünün. Hızlı büyüyen dünya ekonomisi petrol fiyatlarının yükselmesine, daralan dünya ekonomisi petrol fiyatlarının düşmesine neden olur. Altının sanayideki yeri düşük olduğu için konjonktürel bağı çok güçlü değildir (zayıf demedim). Bitcoin’in arkasında bir devlet, bir devletin para ve maliye politikası yoktur. Bitcoin bir ülke ya da bölge ekonomisiyle ilintili değildir. Bitcoin’in kendine has, iradeye değil kurala dayalı bir para politikası vardır. Haliyle altında olduğu gibi Bitcoin’de de fiyat ile ekonomik konjonktür bağı güçlü değildir (şimdilik). 

Bitcoin ve altının bir diğer ortak özelliği üretimlerinde tekelleşme olmamasıdır. Paranın üretiminde ulus devletler tekelleşmişken Bitcoin ve altında üretim dağıtık yapılıdır, üretim merkezdeki bir kurumun elinde değildir. Bitcoin’in üretimi özel sektörün elindedir. Altını kamu da özel sektör de üretebilir. Altının da Bitcoin’in de üretim maliyetleri yüksektir. Her ikisinde de madencilik yapılmaktadır. Altın madencileri altın, Bitcoin madencileri “nonce/tek kullanımlık sayı” aramaktadır. 

Paranın iki temel işlevi (değer saklama ve değişim aracı) arasında hep bir kopukluk olmuştur. İyi bir değer saklama aracı olan paralar/varlıklar ödeme aracı olma konusunda zayıf kalmıştır. Benzer şekilde ödeme aracı işlevinde göreli olarak iyi olan paralar/varlıklar da değer saklama tarafında iyi iş çıkaramamaktadır. Mesela Bitcoin ve altın değer saklama işlevinde göreli olarak iyidirler. Bunda her ikisinin de arzının madencilikteki son derece sınırlı üretime bağlı olması etkilidir. Öte yanda arkasında ulus devlet olan fiat paralar ödeme aracı işlevinde son derece başarılıyken değer saklama işlevinde bir o kadar kötüdür. Fiat paranın banka mevduatında sağladığı getiri enflasyonu (paranın satın alma gücündeki düşüş) zar zor aşabilmektedir. Bu da gayet normaldir. Altın ve Bitcoin’e değer saklama tarafında avantaj sağlayan şey arzlarının sınırlı olmasıdır. Altından örnek verelim. Son yarım yüzyıl içinde altının toplam arzında birikmiş olacak şekilde yaklaşık sadece %1,0-2,5 aralığında artış gerçekleşebildi. Öte yanda doların arzı 2008 krizi öncesinde bile yıllık bazda %5,6 düzeyinde artıyordu. 2008 krizi sonrasında ise şirazesinden çıktı, doların arzındaki artış hızı yıllık bazda %20’lere ulaştı. Merkez bankalarının kuralsız ve karşılıksız para basmaları nedeniyle fiat paraların değer saklama fonksiyonlarında zayıf kaldığını gözlemliyoruz. Fiat paraların Klasik Altın Standardı ve Bretton Woods dönemlerinde altın cinsinden karşılığı vardı en azından. Bu sistemlerin feshedilmesiyle birlikte fiat paralar ipini kopardı. Geldiğimiz durum ortada, dünya ekonomisi birkaç yılda bir yeni bir krizin içine yuvarlanıyor. Özetle, altın ve Bitcoin’in değer saklama tarafında da benzer karakteristiklere sahip olduğu söylenebilir. 

Ancak Bitcoin ve altın arasında bir o kadar da farklılık bulunmaktadır. Altının madde değeri, fiziksel bir varlığı, kendine has bir değeri vardır. Bitcoin ise madde değerine sahip değildir. Bitcoin bu yönüyle fiat paralara daha yakındır.

Altın kolay taşınabilir değildir, ödemeler için çok uygun değildir. Bitcoin ise bu yönüyle cazibe merkezi haline dönüşebilir. 

Altın ile Bitcoin arasındaki bir diğer temel farklılık da bölünebilirlik konusundadır. Herhangi bir maddenin gramlarla, miligramlarla veya fiat paraların kuruşlarla, sentlerle işlem görmesi gibi Bitcoin de küçük birimlere (yüz milyona) bölünebilir ve işlemler bunlar üzerinden gerçekleştirebilir. Öte yandan, altın kolay bölünemez. 

Ayrıca altın, özünde fizikidir, somuttur; her ne kadar dijital ortamda temsil edilebilse de. Bitcoin ise paranın alabileceği en soyut haldedir, dijitaldir. Ayrıca altında herhangi bir şifreleme yokken Bitcoin’de en üst düzey şifreleme teknikleri kullanılmaktadır. 

Altının üretiminde bir kural ya da algoritma yoktur. Bitcoin ise önceden belirlenmiş, protokolünde yazılı olan bir formüle ve matematiğe göre üretilmektedir. Doların para politikasını Amerikan Merkez Bankası Fed bir kurala bağlı olmaksızın ve ihtiyari bir şekilde belirlerken, Bitcoin’in kurala dayalı bir para politikası vardır. Bu para politikası da Bitcoin Core (Bitcoin’in kullanılmasını sağlayan açık kaynak yazılım) protokolünün bizzat kendisidir. 

Altın ile Bitcoin arasındaki en büyük farklardan biri de yaşlarıdır. Bilim insanlarına göre altın 3 milyar yaşındadır. Bitcoin ise daha 12 yaşında bir bebektir ama hızla büyümektedir. 

Bu köşenin yazarı Bitcoin’in altının yerine geçmeyeceğini, birinin fiziki dünyanın diğerinin de dijital dünyanın altını olarak yollarına devam edeceğini düşünüyor ve ekliyor: “üretimi için emek harcanan şey kıymetlidir.”

Zincirin dışında kalmayın. 

Not: 6 Şubat Cumartesi günü Kriptopara, DeFi, Blokzincir Uygulamaları, Kriptopara Temel Analizi başlıklı online eğitim vereceğim. Kayıt için [email protected]‘a e-posta atabilirsiniz. 

Erkin Şahinöz

Kripto para piyasasıyla ilgili en güncel haberlerden ve analizlerden anında bilgi sahibi olmak için bizi Twitter - Facebook hesaplarımızdan ve Telegram grubumuzdan takip edebilirsiniz…