Bitcoin Dışındaki Kriptoparalara Bir de Bu Şekilde Bakın

Erkin Şahinöz

  • 30 Ocak 2021

Blokzincir 1.0 döneminde kriptoparalar ikiye ayrılıyordu: Bitcoin ve AltCoin’ler. AltCoin terimi, Bitcoin’e alternatif olan ve Bitcoin’den sonra ortaya çıkmış kriptoparalar için kullanılmaktadır. Bu tanıma göre, Ether, XRP, Monero ve Litecoin gibi kriptoparalar AltCoin’dir. Bu yaygın sınıflandırmaya katılmadığımı ve katılmama gerekçemi de yazının sonraki bölümünde açıklayacağımı belirterek devam ediyorum.

Geleneksel finans sisteminde de paralar ikiye ayrılmaktadır. Bir tarafta dolar ve euro gibi alışveriş aracı, tasarruf aracı, ölçü birimi ve uzun vadeli borçlanma aracı olma işlevlerinin tamamını yerine getirebilen dört işlevli paralar vardır. Bunlara “rezerv” para (hard currency) denir. Diğer tarafta ise Türk lirası, Macar forinti ve Arjantin pesosu gibi dört işlevin sadece bir kısmını yerine getirebilen, kullanımı “yerel” olan “işlem” paraları (soft currency) vardır. Dolar üzerinden genişletelim. Güncel SWIFT verilerine göre doların küresel ticarette ödeme aracı olarak kullanımındaki payı yüzde 79,5’tir. Türkiye’de yerleşik bir kurum yurt dışından CNC tezgahı ithal etmek istediğinde dünyanın her yerinde ödeme aracı olarak kabul edilen dolara dönmek ve ithalatının ödemesini dolar ile yapmak zorundadır. 

Kripto evreninde de Bitcoin’i rezerv para olarak görebilirsiniz. 2020 yılı verilerine göre, Bitcoin’in piyasa değeri kriptoparaların toplam piyasa değeri içindeki payı ortalama yüzde 66 olarak kayda geçti. Fiat paraların kullanıldığı geleneksel finansal sistemdekine benzer bir şekilde birçok AltCoin’i satın alabilmek için önce Bitcoin’e (ya da Ether’e) dönmek ve değişimi Bitcoin üzerinden yapmak gerekiyor. Dolayısıyla Bitcoin’i kriptoparaların “rezerv” para birimi olarak nitelendirebiliriz. 

Bitcoin’i rezerv olarak görebiliriz ancak Bitcoin-AltCoin sınıflandırmasının Blokzincir 2.0 dönemi için uygun olmadığını düşünüyorum. Akıllı sözleşmeler ile “koşula dayalı” değer transferi imkanı sunan, merkeziyetsiz uygulamalar (dApps) oluşturulmasını mümkün kılan ve Blokzincir 2.0’a evrilmemizi sağlayan Ethereum’u bir “altcoin” olarak nitelendiremeyiz. Böyle nitelendirirsek de itibarsızlaştırmış oluruz. Altcoin’in tanımını “Bitcoin’e alternatif olan kriptoparalar” yerine “piyasa değeri düşük kriptoparalar” olarak değiştirmek gerekiyor.

Kaldı ki Bitcoin’in dışındaki kriptoparaları Bitcoin’in alternatifleri olarak değil “tamamlayıcıları” olarak değerlendirmek lazım. İletişim protokolleri üzerinden bir benzetme yapalım. Web 1.0 dönemi ürünü olan e-posta gerçek zamanlı olmayan ama uzun vadeli ve simetrik bir iletişim platformu sağlıyordu. Web 2.0 döneminin ürünü olan Twitter ise gerçek zamanlı ama asimetrik iletişim platformu sağlıyor. Bir Twitter kullanıcısı, çok sayıdaki takipçisiyle, onlardan hızlı ve gerçek zamanlı geri bildirim alabilecek şekilde, ama onlara karşılık vermek zorunda kalmayacak şekilde iletişim kurabiliyor. O halde Twitter, Facebook, Instagram, e-posta ve benzeri iletişim platformlarının kullanıcılarına çok farklı çözümler sunduğunu ve bunların birbirlerinin alternatifi/rakibi olmak yerine tamamlayıcısı olduğunu söyleyebiliriz.

Dünyada tam olarak kaç adet kriptopara olduğunu bilemiyoruz ama CoinMarketCap’in sağladığı verilere göre varolduğu bilinen 9 binden fazla kriptopara var. Şimdilik bunu esas alalım. Bunların büyük bir çoğunluğu gelecekte olmayacak. Bir kısmı ise Bitcoin gibi büyüme potansiyeline sahip görünüyor. Hangisinin gelecekte varolacağını belirleyecek olan şey de değer önermelerinin yani kullanıcılarına sağlamayı vaat ettikleri somut ve soyut faydaların piyasada karşılık bulup bulamayacağı olacak. Sözü daha fazla uzatmadan yazının asıl konusuna geri dönelim. Mesajımız, kriptoparaların birbirlerinin alternatifleri değil birbirlerinin tamamlayıcıları olduğudur. Bir sonraki yazımda kriptopara seçiminde dikkate alınması gereken kriterleri tek tek ve detaylı bir şekilde yazacağım. Bugün ise farklı kriptoparaların sunduğu farklı hikayelere ve değer önermelerine odaklanalım.

Bitcoin kayıtlarının tutulduğu kayıt defterinde iş ispatı (Proof of Work - PoW) isimli mutabakat algoritması kullanılır. Bu mutabakat sistemi Bitcoin’i dünyanın en güvenilir (şimdilik) kriptoparası konumuna getirmiştir. Tabii ki yüksek güvenliğin olumsuz tarafları vardır. Bitcoin transferleri göreli olarak yavaştır ve Bitcoin mevcut haliyle ölçeklenme sorunu (saniyede gerçekleşebilen Bitcoin işlemi sayısının düşük olması) yaşamaktadır. Bitcoin, parasal değeri düşük olan işlemlerden ziyade parasal değeri büyük işlemlere çözüm sunmaktadır. Şöyle bir örnek ile güçlendirelim. Parasal değeri 10 milyon USD olan bir transferi kriptopara ile yapmak istediğinizde bu paranın alıcıya 5-10 dakikada gidip gitmediğinden ziyade gidip gitmediğini önemsersiniz. Bitcoin’in hikayesi büyük para transferleri için sunduğu eşsiz güvenliktir.

Ethereum ağı ise akıllı sözleşmeler sayesinde “koşula dayalı değer transferi” imkanı sunmaktadır. Koşula dayalı değer transferine örnek verelim: “Türkiye’deki ithalatçı firma, İtalya’daki üreticiden 2 adet CNC tezgahı satın alacak. Türkiye’deki ithalatçı taahhüt edilen şartlar gerçekleştiğinde ve taahhüt edilen ürün İtalya’daki limanda gemiye yüklendiğinde ürünün ödemesini sabit coin (stablecoin) Tether ile yapacak.” Ethereum koşula dayalı işlemlerin yanı sıra birçok merkeziyetsiz uygulamanın (dApp) mabedi haline geldi. Ethereum’un hikayesi genel olarak “koşula dayalı” işlemlerdir. Bu haliyle Bitcoin’in rakibi değil tamamlayıcısıdır.

MIOTA ise Nesnelerin İnterneti (IoT; Internet of Things) için tasarlanmış bir kriptoparadır. Nesnelerin internetinde, nesneler IP adresi alarak internete bağlanabilir ve sensörleri sayesinde zekaya sahip olabilirler. Bu nesneler kendi aralarında haberleşebilirler. Yumurta sayısının belli bir adedin altına düşmesi durumunda yeni nesil buzdolabının marketteki robottan yumurta sipariş etmesi nesnelerin internetine güzel bir örnektir. MIOTA burada devreye girmektedir. Bu sıkıntıyı gidermeye çalışan projeler üretirken icat edilen bir kriptoparadır. Hikayesi budur.

Mikro ödemeleri düşünelim. Mikro ödemeden kastım 0,6 kuruşluk (lira değil) bir ödeme mesela. Örneğin bir çevrimiçi gazetenin aylık abonelik ücreti 15 lira olsun. Ancak sadece bir makale ilginizi çekiyor ve onu okumak istiyorsunuz. Bu makaleye erişmenin bedeli de 0,6 kuruş olsun. Günümüzde bu meblağı isteseniz de ödeyemezsiniz. Sırf mikro düzeyde ödemelere uygun, değer transferini çok hızlı gerçekleştiren kriptoparalar bulunmaktadır.

Kriptoparaları birbirlerinin ikamesi olmaktan ziyade birbirlerinin tamamlayıcısı olarak görmemiz daha doğru olacaktır. Bir sonraki yazımda kriptopara seçiminde dikkat etmeniz gerekenleri kriterleri paylaşacağım.

Zincirin dışında kalmayın.

Erkin Şahinöz

Kripto para piyasasıyla ilgili en güncel haberlerden ve analizlerden anında bilgi sahibi olmak için bizi Twitter - Facebook hesaplarımızdan ve Telegram grubumuzdan takip edebilirsiniz…