ICO - İlk dijital para arzı ve yatırımcının korunması

Mete Tevetoğlu

  • 13 Kasım 2020

Initial Coin Offering yani kısaca “ICO” kavramı, Blok Zincir teknolojisinin ve Bitcoin’in ortaya çıkmasıyla, bu iki kavramla beraber hayatımıza girdi. Bitcoin’in ulaştığı popülarite ve Blok Zincir teknolojisinin sağladığı avantaj ve kolaylıkların etkisiyle, kısa bir süre içinde, dünya çapında birçok Kripto Para türünün geliştirilerek ilk defa kamuya sunulmasıyla ICO sık sık gündeme gelmeye başlandı. ICO olarak adlandırılan, Kripto Para geliştirme ve ilk defa katılımcılara sunma sürecinde, ilgili para, henüz proje aşamasındayken, geliştirmeye başlandıktan sonra, geliştirme devam ederken veya geliştirme tamamlandığında, yani farklı evrelerde, arza konu edilmektedir. Bu sayede, bizzat geliştirmeye konu Kripto Paranın yahut bunların karşılığında toplanan fonların kullanılmasıyla geliştirilecek ürün veya servisin henüz geliştirme devam ederken erken evrede veya geliştirme tamamlandıktan sonra geniş kitleler tarafından satın alınmasıyla, kolay ve kredi piyasasına göre daha ucuz bir şekilde hayata geçirilmesi mümkün olmaktadır. Böylece, sürecin sonunda, ister doğrudan bir Kripto Paranın kendisinin edinilmesi, isterse üretilen TOKEN’ın karşılığında belirli sayıda ürün veya hizmetin edinilmesi söz konusu olsun,  bir dijital paranın ilk defa ilgililerine arz edilmesi şeklinde bir işlem yapılmış olmaktadır. Tüm bu nedenlerle, ICO, dünya çapında yoğun bir katılım ve ilgiyle karşılanmaktadır. Öte yandan, ICO, Kripto Para, Token ve Coin ve Kitlesel Fonlama gibi kavram, ürün ve uygulamaların tamamına yakının pek çok kanun koyucu için oldukça yeni ve son derece az bilinen konular olup haklarında yeterli hukuki düzenlemeler mevcut değildir. ICO’da kullanılan Blok Zincir teknolojisinin merkeziyetsiz yapısı da konu hakkında yasal düzenleme yapılmasını tartışmalı ve güç bir hale sokmaktadır. Bu nedenlerle hem mevcut ve müstakbel ICO’ları yapanların, hem de bunlara katılanların, hukuki durumu, konumu, ICO’ların tabi olduğu yasal esaslar, Kripto Paranın türlerine göre nitelikleri, sahiplerine sağladıkları haklara göre tabi tutulmaları gereken yasal düzenlemeler gibi başlıklar finansal teknolojilerin ve hukukun önemli bir kesişme ve tartışma konusudur. ICO’da kullanılan TOKEN ve Coin’lerin hukuki niteliği, katılımcılara vaad ettiği hak ve yetkileri izah ve işaret eden dökümanların hukuki niteliği ve bunların tabi olduğu, olacağı yasal düzenlemeler, ICO’ya katılanların hukuki durumu ve korunması bu noktada en çok hassasiyet gösterilen konuların başında gelmektedir. Bu makalede, bu sebeplerle ICO kavramı, kripto-dijital para kavramları, İlk Dijital Para Arzına çeşitli evrelerinde katılım sağlayan kişilerin hukuki durumu ve tabi oldukları yahut olmalarının uygun olacağı düşünülen yasal koruma esasları irdelenmiştir.

Blok Zincir teknolojisinin ortaya çıkması ile beraber ilk örneği Bitcoin olan Kripto Para kavramı da teknoloji ve finans gündeminde kendisine önemli bir yer edindi. Bitcoin’in ulaştığı popülarite ve Blok Zincir teknolojisinin sağladığı avantaj ve kolaylıkların da etkisiyle, kısa bir süre içinde, Bitcoin’i, dünya çapında birçok farklı Kripto Para projesi takip etti . Bitcoin’den sonra ortaya çıkan ve alt coin yahut alt koin olarak adlandırılan bu Kripto Paraların Bitcoin’den sonra en çok bilinen örnekleri olarak Etherium, Bitcoin Cash, LiteCoin, Riplle gösterilebilir. Böylece, aynı zamanda bir Kitlesel Fonlama aracına da dönüşerek, 2018’de 650 farklı ICO ile 17 Milyar Dolarlık rekor bir seviyeye ulaşan Kripto Para hacmi, bir çok ülkede ilgili çevreler tarafından yoğun bir şekilde tartışılmaya ve kanun koyucuların artan ilgisine konu olmaya başladı . Bu ilgiyi besleyen temel sebep ise ICO (Initial Coin Offering) adı verilen İlk Dijital Para Arzı olarak ifade edebileceğiniz, mevcut yasal düzenlemelerin tanımlamadığı dijital para geliştirme ve arz süreçlerindeki ilişkilerin ortaya çıkardığı ve çıkaracağı ön görülen potansiyel ekonomik ve hukuki tartışmalar ve bunların etkileridir . Bu çalışmada yeri geldikçe ICO’nun ekonomik etkilerine ve konuyla ilgili ekonomik değerlendirmelere de sınırlı şekilde değinilmekle beraber konu esas itibarıyla ICO kavramı, hukuki olarak dikkat çeken yönleriyle ve katılımcının korunması  açılarından ele alınacaktır. Böylece, bu çalışmanın amacı, son bir kaç yılın en çok ilgi çeken ve hukuki tartışma konusu olan ICO kavramının, temelinde kullanılan Blok Zincir teknolojisinin, Token türlerinin, türlerine göre Token’ların hukuki vasfının, en yaygın bilinen ICO örnekleri üzerinden yatırımcının korunması bakış açılarıyla İlk Dijital Para Arzına dair uygulama, karar ve örnekleriyle ele alınması, muhtemel yasal düzenlemelere dair analiz ve önerilerde bulunulmasıdır.

I – İLK DİJİTAL PARA ARZI – INITIAL COIN OFFERINGS

A) ICO ve Blok Zincir ile İlişkisi

İlk Dijital Para Arz yani ICO’nun sağlıklı bir şekilde anlaşılması için öncelikle Blok Zincir teknolojisinin, ardından Bitcoin ve diğer Kripto Paranın gelişim sürecinin kısaca üzerinde durulması gerekmektedir. Fakat bundan önce kısaca belirtmek gerekir ki Para, Elektronik Para, Blok Zincir, Kripto Para, ICO kavramları birbiriyle sık sık karıştırılan veya hatalı şekilde ilişkilendirilen farklı kavram ve varlıklardır. İnceleme konumuzun hem kavram hem de çerçevesinin sağlıklı bir şekilde anlaşılması ve ortaya konulması için bu kavramların tanımlarını kısaca öncelikle ele almak uygun  olacaktır.

1- Blok Zincir Temelindeki Kripto Parayla Benzer ve İlişkili Kavramlar

ICO yani “İlk Dijital Para Arzı” denildiğinde akla ilk gelen en tanıdık ve merkez kavram paradır. Oysa fonksiyonlarındaki benzerliğine mukabil kripto para ile klasik anlamdaki paranın arasında oldukça önemli farklılıklar da mevcuttur. Buna göre paranın kabul gören tek bir tanımı yoktur. En genel haliyle, para, sosyoekonomik düzende, ürünün, hizmetin, emeğin ve borçların ödemesi için kullanılan aynı zamanda kolaylıkla bunun için kullanılabilen bir başka araca dönüştürülebilen, herhangi bir madde ya da doğrulanabilir kayıt olarak tanımlanabilir. Para olarak kullanılacak nesnenin ya da aracın, toplum tarafından “para” yani ödeme aracı olarak kabul görmesi şarttır . Türkiye’de Merkez Bankası, para ve kur politikalarını düzenlemek ve banknot dolaşımını sağlamaktan sorumludur. Merkez Bankasının temel amacı, fiyat istikrarını sağlamaktır. Türkiye'de Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olan para basma yetkisi Meclis tarafından süresiz olarak Merkez Bankasına devredilmiştir. Türkiye’de banknot basma ve ihraç imtiyazı tek elden Merkez Bankası’na aittir. Buna göre, bir diğer ifadeyle, Türkiye’de para, TCMB tarafından, kağıt veya madeni şekilde basılan ödeme aracı şeklinde tanımlanabilir . 

Elektronik para ise 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkındaki Kanun’da ; “elektronik para ihraç eden kuruluş tarafından kabul edilen fon karşılığı ihraç edilen, elektronik olarak saklanan, bu Kanunda tanımlanan ödeme işlemlerini gerçekleştirmek için kullanılan ve elektronik para ihraç eden kuruluş dışındaki gerçek ve tüzel kişiler tarafından da ödeme aracı olarak kabul edilen parasal değer” olarak tanımlanmıştır. Burada paraya elektronik özellik veren ihraç eden kuruluş, muhakkak bir fon karşılığında ihraç edilebilme şartı ve elektronik olarak saklanması şeklinde tespit edilmektedir.

Konuyla ilgili kullanılan bir diğer kavram olan sanal para da bir dijital para türüdür.

Makalenin tam metni için

 https://hukukegitim.com/kitap.aspx?id=885&title=

 

Kripto para piyasasıyla ilgili en güncel haberlerden ve analizlerden anında bilgi sahibi olmak için bizi Twitter - Facebook hesaplarımızdan ve Telegram grubumuzdan takip edebilirsiniz…